BilimTeknolojiYaşam

Kök Hücre Keşfi, Biliminsanlarının Çocuk Düşüklerinin Sebebini Anlamasına Yardımcı Olabilir

Ekleyen 13 Ağustos 2018 Yorum Yok

Tüm memeliler hayatlarının erken dönemlerinde uterus’un etrafında hareket eden bir avuç hücreden başka bir şey olmadıklarını tecrübe edeler.

Sonuç olarak bu hücre kümesi kendini rahmin duvarlarına bağlar ve bu, arkadaşlar, bebeğin nasıl oluştuğudur, eskiden olduğu gibi.

Cambridge Üniversitesi’nden bir araştırmacı ekibi, bu hafta başlarında, daha önce yapay bir embriyoda hiç tanıklık etmemiş kilit bir yaşam olayının ortaya çıkmasına neden olan kök hücre araştırmalarında bir atılım gerçekleştirdiklerini belirten bir araştırma yayınladı.

Temel olarak, biliminsanları, -bir yaratığın embriyonik aşamasında yaşayacağını gösteren ilk olaylardan biri olarak, üç farklı tip fare kök hücresini bir yemeğe koydular ve onları gastrulasyon denen bir süreci simüle etmeye ikna ettiler.

Muhtemelen onların hayatı yarattıklarını söylemek pek doğru olmaz, fakat yaptıkları şey, hayat yaratıldığında olan şeye çok benzeyen bir şeyin anlık görüntüsünü yakalamaktır.

Bir bakıma bu ekip, potansiyel olarak üç kök hücre içerisinden bir fare olabilecek şeklinde yapı taşları oluşturdular. Özellikle bu işin başının nerede olduğunu düşündüğünüz zaman, ‘hayat’ veya ‘canlı’ gibi kelimeleri düşünmeden kafanızı sarması biraz zordur.
Araştırma ekibini yöneten Profesör Magdalena Zernicka-Goetz şöyle diyor:

“Yapay embriyolarımız, kültür yemeğinde, yaşamda en önemli olaydan geçti. Şu an gerçek embriyolara aşırı derecede yakınlar. Daha da geliştirmek için, annenin vücuduna veya yapay bir plasentaya implant etmek zorunda kalacaklardı.”

Açıktır ki bu çalışma talep üzerine fare yaratmaya yönelik değildi. Biliminsanlarına göre bunun temel amacı, erken yaşam gelişimlerini anlamaktır. Ve bu, bir kadın hamileliğinde, düşük riskinin en yüksek olduğu dönemdeki durumları anladığımızda dev bir sıçramaya yol açabilir.
Profesör Zernicka-Goetz, bu çabaları farelerden insanlara uygulamanın mümkün olduğuna inanıyor:

“Şimdi biz, ayrıca bunu eşdeğer insan kök hücre tiplerine uygulamayı deneyebiliriz, ve bu yüzden, insan embriyosunun gelişimindeki en erken olayları, doğal insan embriyolarını kullanmak zorunda kalmadan inceleyebiliriz.

Embriyo gelişiminin ilk aşamaları, büyük bir gebelik oranının kaybedildiği ve henüz çok az şey bildiğimiz bir aşamadır. Şimdi kültür yemeğinde embriyonik gelişimi simüle etmek için bir yola sahibiz, bu yüzden, bir embriyonun hayatında bu olağandışı süreçte tam olarak neler olduğunu ve bazen bu sürecin neden başarısızlıkla sonuçlandığını anlamak mümkün olmalıdır.”

Tamamen bilimsel bir bakış açısıyla, bu çalışma inanılmaz. Bu doğanın kara kutusunu açabilir ve insan gelişiminin ilk evrelerini çevreleyen şu ana kadar bilinmeyen gizemleri açığa çıkarabilir. Fakat bu bazı etik soruların gündeme gelmesine yol açıyor değil mi?

Ortaya çıkan etik durumlar arasında temel şey, sıfırdan fare yaratmanın mümkün olup olmadığı olmayabilir, fakat yapabiliyorsak, yapmalı mıyız?

Peki yapay insan fetüslerinin gelişimi, düşüklerin ortadan kaldırır, hatta çocukluk dönemi gelişim bozukluklarını ve jüvenil hastalığını sonra erdirirse?

Fakat, 14 günden büyük bir yapay fetüsün farkı nedir -araştırmacılara göre Birleşik Krallık’ta yasal laboratuvar test limiti- ve donmuş bir sperm ve yumurta karışımından geliştirilmiş bir fetüs?